“14. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri” açılış töreniyle başladı

TRT tarafından 14’üncüsü düzenlenen “Uluslararası Belgesel Ödülleri” açılış töreniyle başladı.

Ulusal ve uluslararası belgesel gösterimleri ve alanında uzman konukların katılımıyla 17 Aralık’a kadar sürecek programda, 4 yarışma kategorisinde yaklaşık 100 ülkeden 1000’e yakın başvuru yapıldı.

Fişekhane’de düzenlenen açılış töreninde konuşan TRT Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Ziyad Varol, “Geride bırakmaya hazırlandığımız 2023 yılında, dünyaya ve hayata bakışımızı şekillendiren, üzerimizde derin izler bırakan süreçler yaşadık.” dedi.

Varol, “Aynı duyguları paylaştık. Cumhuriyet’imizin 100. yılına ulaşmanın gururu, 6 Şubat depremleri nedeniyle yaşadığımız büyük acı ve bugünlerde Gazze’de, Filistin halkına işgalci İsrail tarafından uygulanan soykırım… Tüm bunlar ve yaşamın karşımıza çıkardığı diğer sınavlar, bizlere insani sorumluluklarımızı olduğu kadar yayıncılık ve medya alanında verilmesi gereken mücadelenin önemini de hatırlatıyor.” ifadelerini kullandı.

“Organizasyonumuzu, İsrail’in insanlık suçlarına dikkati çekmeden gerçekleştiremezdik”

Teknolojideki hızlı gelişim ve dijitalleşmenin şekillendirdiği bu çağda, değerler açısından büyük bir dejenerasyonun ve gerçeklikten kopuşun da yaşandığını dile getiren Varol, şunları kaydetti:

“İnsanlığı ve özellikle de yeni nesli tehdit eden bu hegemonyaya karşı, öz benliğimizi korumak ve buna uygun içerikler üretmek temel amacımız olmalı. Belgeselin ve belgeselciliğin de bu yolda büyük etkisi olduğuna inanıyoruz. Yılların birikimiyle gelenekselleşen TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri, 4 günlük festival takvimiyle belgesel dünyasında heyecan verici bir yolculuk vadediyor. Finalist filmler ve proje fikirleri arasından kazananları belirleyecek jürilerimiz, yine son derece saygın ve başarılı isimlerden oluşuyor. Tüm jüri üyelerimize teşekkür ediyor, finalistlerimize başarılar diliyorum.”

Varol, bu yıl belgesel ödülleri için belirlenen “Köklü İzler, Güçlü Hikayeler” mottosunun da Cumhuriyet’in 100. yılında, geçmişten geleceğe taşınan mirasa ve medeniyet yolculuğuna atıf içerdiğine işaret ederek, “Bu miras ve yolculuk, elbette insanlığın ortak geleceği adına güçlü bir anlam da ifade ediyor. Hal böyleyken organizasyonumuzu, İşgalci İsrail’in Gazze’de uyguladığı soykırım ve Filistin halkına karşı işlenen insanlık suçlarına dikkati çekmeden gerçekleştiremezdik. Bu sebeple, açılış filmi olarak ‘Gazze’de Erasmus’ belgeselini seçtik.” diye konuştu.

Açılış filmi “Gazze’de Erasmus”

Açılış konuşmasının ardından yönetmenliğini Chiara Avesani, görüntü yönetmenliğini ise Matteo Delbo’nun üstlendiği “Gazze’de Erasmus” filmi izleyicilerle buluştu.

Film, İtalyan tıp öğrencisi Riccardo’nun, okulunun son yılında Erasmus programı kapsamında Gazze’ye gitmesini ve savaş cerrahı olma yolunda verdiği mücadeleyi konu alıyor.

Programa video mesaj gönderen Matteo Delbo, “Sizin şu anda Gazze halkına daha yakın olmanızı istiyoruz. Tıpkı filmi çekerken bizim olduğumuz gibi. Lütfen şu an gerçekten gerekli olan ateşkes çağrısında bulunun.” dedi.

Chiara Avesani de film çekildiği sırada henüz resmi bir savaşın olmadığını belirterek, “Buna rağmen Gazze halkının yaşadığı mücadeleye tanık olacaksınız. Filmde gördüğünüz hiçbir şeyin artık var olmadığını söylemek zorunda kaldığımız için çok üzgünüz. Üniversite bombalandı. Filmde El Ehli, El Awda, El Şifa isminde 3 hastane görüyorsunuz. Bu 3 hastane de bombalandı. Filmde ana karakterler şimdiye kadar hayatta. Gazze’ye insani yardım için desteğinizi ve bağışlarınızı bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Filmin ana karakteri İtalyan doktor Riccardo Corradini ise video mesajında şunları anlattı:

“2019’da Erasmus programıyla tıp eğitimimin 6. sınıf sömestirini Gazze İslam Üniversitesinde okuma şansına sahip oldum. Bu deneyim, Gazze’deki yüksek eğitim standartları sayesinde tıbbi becerilerimi çokça geliştirmemi sağladı. Bunun ötesinde orada tanıştığım birçok Filistinli genç kadın ve erkekle arkadaşlık kurma şansım da oldu. Bu arkadaşlıklarım hala devam ediyor. O aylarda devam eden bir savaş olmamasına rağmen içme suyu, yiyecek, ilaç, elektrik ve yakıt azlığı nedeniyle Gazze Şeridi’ndeki herkesin hayatının her gün tehdit altında olduğunu kendi gözlerimle gördüm. O barış döneminde bile oradaki yaşamın, sığınak veya gidecek güvenli bir yer olmadan hava saldırıları altında sürdüğünü gördüm.”

Corradini, son 5 aydır Afganistan’da bir travma merkezinde çalıştığını dile getirerek, “Ekimin başından beri kalbim ve düşüncelerim Gazze’deki arkadaşlarımda, onların ailelerinde. Bu gelişigüzel saldırılar altında acı çeken, yasa dışı şekilde zorla yerlerinden edilen 2,3 milyon Filistinli ile Gazze’deki insanlar için ümitsizce tıbbi destek ve insani yardım sağlayan kuruluşlara herkesin yardım ve destek vermesini istiyorum. Hemen şimdi insani yardım, ilaç, yiyecek, içme suyu ve yakıt sağlanmasını talep ediyorum. Bir doktor ve insan olarak sınırsız ateşkes yapılması ve işgalin sona ermesi gerektiğini açıkça dile getiriyorum.” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x